Ana sayfa Bilgim Olsun Maktul: Aşk

Maktul: Aşk

115
0

Evlilik aşkı öldürür mü sorusu üzerine her insan en az bir defa sohbet ya da bir tartışma içine girmiştir. Bu bazen arkadaş muhabbeti, bazen bir uzmanın görüşü üzerine yapılan bir tartışma şeklinde olmuştur. Soruyu değerlendirmeden önce, kriminal bir vaka olan öldürme işini yapan tetikçi üzerine konuşmak gerekir. Biz bu tetikçiye “insan” diyoruz.
İnsan, hisler ve mantık üzerinde gidip gelen bir varlıktır. Karşılaştığı beklenmedik durumlarda stres ağına düşer ve bunun sonucunda da hislerine göre karar vererek, genellikle yanılgı ve pişmanlık yaşar. Stres aslında, günlük hayatta yaşanılan zorluklar nedeniyle karşılaşılan ağır düşünce yorgunluğu değildir. Herkesin bildiğinin aksine stres, umulmadık durumlara karşı gösterilen reaksiyonların tümünün tanımıdır. Örnek vermek gerekirse, bundan yıllar önce muhasebe işleri ve bankacılık işlemleri kağıt-kalem ile gerçekleştirilirdi. Bir gün, bir karar alındı ve tüm bu işlemlerin artık bilgisayarlar üzerinden gerçekleştirilmesine karar verildi. Çoğu çalışan bu olaya karşı reaksiyon gösterdi. Bu tepkiler, “bu iş olmaz”, “bir iki ay sonra vazgeçerler”, “kağıt-kalemin yerini tutmaz” gibi daha çoğaltılacak bir sürü ve çeşit çeşit tepkiler verdi. Sağlıklı bir beyin yapısına sahip olanlar ise “bilgisayar nasıl kullanılır?” sorusunu sorarak, yeni duruma alışmaya ve öğrenmeye gayret etti. Nitekim, çağımızda her kurum ve kuruluş bilgisayara üzerinden işlem yaparken, bilgisayarlar evimizde vazgeçilmez bir cihaz olarak yerini aldı.

“Evlilik, aşk, cinayet diyorduk, bilgisayarlar ne alaka” diyorsanız, aşk bir insanın beklenmedik bir anda karşısına çıkan ve tüm hayatını etkileyen bir durumdur. Yeni bir hayat yolu ve yeni bir kurallar düzeni oluşmaya başlar. Bir gün önce tek, şimdi iki kişilik düşünmeye başlarsınız. Matematikte kesişim kümesi gibi, aşık olduğunuz kişi ile olan kesişim kümenizin eleman sayısını kontrol edersiniz. Bilmediğiniz bir his olduğunu için de genellikle reaksiyon gösterirsiniz. Genel olarak, aşık bir insanın, aşık olduğu kişi yanında saçmalaması doğaldır. Sürekli bir etkileme ve kendine hayran bırakma gayreti içine girmesi de bu yüzdendir. Süreç içinde bu o kadar yoğunlaşır ki, aşık olduğu kişiyi etkilemek için ağaca tırmanan insanları bile görmek olasıdır. Güzel bir duygudur, seratonin ve endorfin salgılarsınız. Mutlu olursunuz. Aynı bilgisayarı dışarıda görüp de, kendisine bilgisayar alma şansı bulan bir çocuk gibi mutlu olursunuz. Fakat, ulaşılabilirlik ve ulaşılamamazlıktır asıl değerli olan. Örneğin, hayatınız boyunca ev ve araba almak için uğraşır, çalışır, didinirsiniz. En sonunda bu hayaliniz gerçek olur ve sizin için sıradanlaşır. Ulaşılamaz olana ulaşmış, elde edilemez olanı elde etmişsinizdir. O nedenle, “kavuşursanız evlilik, kavuşamazsanız aşk” olur gibi bir aforizma vardır.

Çiçek, hediye, akşam yemeği, ağaca tırmanma gibi safhaları geçtikten sonra, gelelim cinayet kısmına. Cinayet, aşkı  yaşamayı bilmemekle doğrudan alakalı olan ilginç bir yapıda gerçekleşir. Ait olma ve sahip olma iç güdüsü ile hareket edildiği için, sürekli bir gereklilik üzerine gerçekleştirilen eylemler yapılmaya başlanır. Aslında hiç gerekmediği halde, herşeyi birlikte yapmalıyız iç güdüsü bedeni kaplar. İki bireyden birisi güzel resim çizerken, diğerinin müziğe yeteneği olamasına rağmen resim çizdirmeye çalışmaya başlanır. Gerçek bir düşler aleminden, kabusa dönüşen bir hayat gerçekliğini yaşamak da bu olsa gerek.

Aslında evlilik değildir aşkı öldüren. Kavuşmalardır. Kavuşmalar tetiği çeker, aşk ölür, birliktelik başlar.

Sonra sorgulamaya başlarız, “sen eskiden böyle değildin” diyerek.

“Eskiden sana aşıktım, sen en tepede ulaşılamaz bir noktadaydın, şimdi aynı kanepede eşofmanlarımızı çekmiş film izliyoruz” diyemez. Aklına eski günler gelir, kendini zorlar eskisi gibi olmak için ama nafile. Maktulün, cenazesi kalkmış toprağa verilmiş.

Edebi kısmı geçersek, aslında aşkı yaşatmanın, birlikteyken de aşık olmanın yolları var. En önemlisi bencil olmamak. Siz bir yere gideceksiniz diye onu da arkanızdan sürüklemek zorunda değilsiniz, ya da siz koşmak istediğinizde onun da koşmasını beklemeyeceksiniz. Karakterine, ideallerine ve yaşamına saygı duyacaksınız. Kesişim kümesindeki eleman sayısını artırmaya çalışmayacaksınız. Kesişmeyen elemanların neler olduğunu öğreneceksiniz. Kesişmeyen elemanların ne kadar etkileyici olduğunu bilseniz, kesişen elemanların hepsini çöpe atarsınız.

Bir de yarın aşkı kaybetme olasılığınızı aklınızda tutun. Kaybetmemek için yaşayın. Aşkla kalın.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here