Ana sayfa Bilgim Olsun Kahve Felsefesi – 4

Kahve Felsefesi – 4

113
0

Mümin Kart

– Ne o öyle dalmışsın yine? Ne hayaller kuruyorsun?
– Kardeşim merhaba. Ne olsun, bizim ne hayalimiz olur ki, emekli olalım yeter.
– Yaş kaç senin be, ne emekliliği erkenden?
– Yaşımız genç de, içimiz geçti artık. Durgun , sakin bir hayatımız olsa fena mı?
– İyi olur da, yaşa takıldık baksana. İşsiz güçsüz yaşlanmayı, yaşlanıp emekli olmayı bekler olduk. İş de veren yok, çalışmak için yaşlı, emeklilik için gençmişiz. Gündelik çalışabileceğimiz, iki üç kuruş para kazanacağımız bir işi bile bulamaz olduk.
– Doğru diyorsun be kardeşim. Bu böyle nereye kadar gidecek, ben de bilmiyorum. De, ben sana hayal dedim, emeklilik deyip kestin attın. Emeklilik dediğin bekleyince bile olan birşey. Yok mu bir hayalin?
– Var bir hayalimiz de, oldurması zor. Boşver sen beni, sen neler yapıyorsun.
– Ne yapayım camiye gittim, malum bugün Cuma, namaza gittim.
– Allah kabul etsin.
– Etsin etmesine de, iş yok güç yok, cepte para yok, kapıya dikilmiş iki kişi, camiye yardım diye para topluyor. Cebimde iki kuruş para var onu da oraya vermemi istiyorlar.
– Ne yardımı topluyorlar, Elazığ depremi için mi?
– Yok ya ne depremi. Bilmem nerede bir Kur’an kursu varmış ona yardım topluyorlar. Deprem Allah’tan, yapacak birşey yok.
– Öyle saçmalık mı olur? Tüm Türkiye seferber oldu yardım edelim diye, Kızılay bile yetemedi de halktan yardım istedi. Bunlar ne yaptığını sanıyor?
– Oraya yardım da ediliyor, Kur’an kursu da önemli, sonuçta din iman lazım.
– Din iman lazım da, çocuklara tecavüz ediyorlarmış. Ne bileyim, senin yardım verdiğin Kur’an kursu da öyle çıkarsa vay haline. Milletin uçkuruna yağ sürmek gibi birşey. Huzur-u Mahşer’de hesabını da veremez kimse.
– İçime kurt düşürüp beni sevabımdan şüpheye düşürme.
– Hadi sevabın yerini bulsun.
– Amin
– Birşey soracağım, bu Kur’an kursunu açanlar sana güvenerek mi açtılar?
– Nasıl yani?
– Yani, sordular mı sana? Biz böyle böyle bir kurs açacağız, bize para lazım olur, arada bize bağış yapın falan gibi.
– Soran olmadı da, her Kur’an kursu bağış toplar ki.
– Kaç lira bağışladın sen?
– 20
– İşsiz güçsüz adam 20 lira bağışlıyor, o da iyiymiş. Cami dolu muydu? Kaç kişi vardı?
– Sonuçta Cuma. Doluydu 500 kişi vardır.
– Ortalama 20’den hesaplasan, 10.000 lira toplanmıştır. İyiymiş.
– Hayır işi bu, neyini hesaplıyorsun?
– Makbuz aldın mı?
– Ne makbuzu?
– Tahsilat makbuzu, bağış makbuzu?
– Saçmalama.
– Ne saçmalaması? Abi sen harbi malsın. Kurbanda deriyi verirken Türk Hava Kurumu eline keçi, koyun vesaire diye makbuz veriyor. Bırak istemeyi, adam istemeden kesip veriyor.
– Bu olayla aynı şey değil.
– Ne yani kurbanda önüne karton kutu mu koysunlar?
– Bayram namazında koyuyorlar sağ olsunlar.
– Hahahaha. Sana bu kafayla daha çok koyarlar.
– Ayıp ediyorsun birader.
– Kızma hocam. Makbuz yok, belge yok. Akşam aleme gitse yedim dese, para yok, kanıt yok.
– Tövbe estağfurullah.
– Bu işe devletin el atması lazım.
– Devlet el attı zaten. Cami masrafları devlet tarafından karşılanıyor, imam maaşları da öyle.
– Yok öyle değil. Camilere de artık ücretlendirme gelmeli.
– İyice delirdin sen.
– Sen çok akıllısın, makbuzsuz enayi. Adam, senin parayı nasıl yiyecek acaba kim bilir?
– İyi ki, bir bağış yaptık. Demediğin kalmadı.
– Abicim, Allah kabul etsin de, nereye gitti, kim yedi takip edebiliyor musun?
– Sonuç? Yani ne demek istiyorsun?
– Abicim, devlet Mümin Kart uygulamasına geçecek. Hani metroya, otobüse, minibüse binerken kullandığın cinsten. Cami girişine de bariyerli banko koyacaksın. İbadetini Yapacak olan basacak kartı girecek camiye.
– Sen bunu yaparsan, herkes ayağa kalkar.
– Neden kalksın?
– Deli Dumrul gibi ne o öyle? Geçenden 1, geçmeyenden 10 mu keseceksin?
– Osmangazi’de kestiler de milletin gıkı çıkmadı, birşeycik olmaz. Koyacaksın bankoyu, millet rahat edecek.
– İbadet etmek herkesin hakkı
– Eğitim de herkesin hakkı ama sınav parası, fotokopi parası, etkinlik parası vs ödeniyor. Madem müminsin, gir ibadetini yap ama parasını öde. Afedersin de, kenefe gidip sıçarken bile para ödüyorsun, dünyada yaptığın en samimi en manevi etkinlik ibadettir, onun parasını neden ödemiyorsun.
– İbadet Allah’la kul arasında, bir de para mı ödenecek, daha neler?
– İbadet Allah’la kul arasında ama, cami de devlet dairesi. Bugün en dandik evrak işine bile 10 TL para ödüyorsun. O evrakla dünyalığını kurtarıyorsun da, ahiretini kurtarmaya 3-5 kuruş para ödemeye mi çekiniyorsun? Çok ayıp.
– Allah’ın evi orası, para ödemek hiç mantıklı değil?
– Sen birisinin evine giderken hiç bilemedin, bakkaldan 1-2 ekmek almıyor musun? Öyle düşün. Hem mümin kartı bastığında para devlete gidecek. Karton kutuda bağış ayağına, milleti dolandıran üç kağıtçılara değil.
– Aslında o açıdan mantıklı. Zaten bu parayı topluyorsun, bari güveneceğimiz bir yere gitsin. Devlet’ten daha güvenceli yer mi var?
– Yani… Bazı şeyleri mantıklı düşünmek lazım. Bugün devletin stratejik tüm kurumları çok düşük zararlar yaptığı için satıldı ki, bu kurumları hiçbir devlet elinden çıkartmaz. Biz bir kalemde sildik. Demek ki, zarar ettiğimiz kurumlar elden çıkartılıyor. Peki bu diyanete, camiye, cemaate akıtılan para ne olacak? Her seferinde devletimizi, milletimizi koru, afetten savaştan ölümden esirge diye Allah’a yakarılmıyor mu? Tek tek ve cemaat olarak bu yakarışların hepsi başarısızlıkla sonuçlanıyor ki, ne şehit haberlerinden ne de afet haberlerinden kafamızı kaldırabiliyoruz.
– Öyle birşey değil ki o? Dua ediyorsun kabul olur ya da olmaz.
– 2-3 kuruş zarar etti deyip tank palet fabrikası satıldı bu ülkede, devletin milletin geleceği, savunması, sınırımızın teminatı.
– Ne yani dualar kabul olmuyor diye cemaate ceza mı verelim? Camiyi mi satalım?
– Neden olmasın?
– Olmaz öyle şey. Sakın bunu başka yerde söyleme, ya deli derler tımarhaneye atarlar, ya iyice benzetirler hastaneye.
– Merak etme, bunu başka yerde söylemem. Korktuğumdan değil, olmayacağını bildiğim için.
– O kadar anlattın, şimdi de olmaz öyle şey diyorsun.
– Çünkü, hiç kimse birisinden 1 lira alacağım diye milyarlarca dolarını riske atmaz.
– Anlamadım.
– Anlar gidersin, daha yaşın genç.
– O yüzden emekli etmiyorlar ya, hahaha
– Sen emekliliği boşver, bana hayallerini anlat. Vergisi yok, algısı yok, hayallerimiz olsun…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here